İçeriğe geç

Öğrenci iç paydaş mı ?

Öğrenci İç Paydaş Mı?

O an, Kayseri’nin o soğuk kış sabahlarından biriydi. Havanın kararmaya başladığı, kasvetli ve gri bir gün. Okulun zili çaldığında, ben de içerideki derslerden birinin sonlarına yaklaşırken, içim bir tuhaf oldu. “Öğrenci iç paydaş mı?” diye düşündüm. Bu soruyu belki on kere geçirdim aklımdan ama bir türlü doğru yanıtı bulamadım. Bu yazıyı yazmamın sebeplerinden biri de işte bu düşünceydi. Hani, iç paydaş olmak ne demekti? Gerçekten, öğrenci, eğitim sisteminin bir parçası mıydı? Kendini bir paydaş gibi hissediyor muydu?

Sınıfın Arka Sırasındaki Sessizlik

Bütün sınıf, öğretmenin sorusuna odaklanmışken, ben tamamen kafamda dönüp duran bu soruya takıldım. “Öğrenci iç paydaş mı?” sorusu, o kadar sıradan ve basit gibi görünüyordu ki, aslında sormaya değer miydi, bilmiyorum. Ama birdenbire, sınıftaki herkesin yüzündeki o anlamsız, boş ifadeyi fark ettim. Kimse gerçekten ne olup bittiğini düşünmüyordu. Hepsi, saatlerin bir an önce geçmesini istiyor, dersin bitmesini bekliyordu. Kafalarında başka dünyalar vardı. Ben de bir parçası olduğum bu dünyada, bu devasa okul sisteminde kendimi paydaş olarak görüyor muyum, gerçekten merak ettim.

Sınıfın arka sırasındaki o küçük pencereden dışarıya bakarken, gözlerim hafifçe bulanıklaştı. Hani bazen sorular aklınıza gelir ya, bazı şeyleri düşündükçe insan daha da derinlere dalar. O anda, kendimi bir iç paydaş olarak görmekte zorlanıyordum. Sistem, öğrenciye hep verilmesi gerekeni veriyor gibi ama öğrenci ne kadar etki edebiliyordu? Ya da öğrenci, karar alıcıların gözünde bir parça olabiliyor muydu?

O Anki Hayal Kırıklığı

Bir hafta önce, okul yönetiminin bir duyurusunu görmüştüm. Öğrencilerin okulda yapacağı etkinliklerle ilgili görüşlerinin alındığını yazıyordu. Sınıfta bu duyuru konuşulurken, birkaç kişi heyecanla konuştu. “Ah, belki bizim fikrimizi alırlarsa, daha iyi işler yapabiliriz,” dediler. Ama ben, o an biraz da hayal kırıklığına uğramıştım. Gerçekten mi? Öğrenciler, sadece “etkinlik” yapılacak bir ortamın içindeydi, ne düşünceleri vardı ki? Eğitim sistemindeki büyük kararlar, genellikle okullardaki yöneticiler ya da öğretmenler tarafından alınıyordu. Öğrencilerin sesinin duyulmadığı, hayal kırıklığına uğradım. Çünkü sınıfta alınacak kararlarda neredeyse hiç söz hakkımız yoktu. Bizi dinleyecek kimse yoktu. Öğrenciler için iç paydaş olmak, sadece teorik bir kavram gibi görünüyordu.

Ama yine de o gün bir umut ışığı vardı. Bir yandan o soğuk sınıfta, kendimi biraz da olsa iç paydaş gibi hissetmeye başladım. Belki, öğrenciler gerçekten de daha fazla yer alabilirlerdi karar alma süreçlerinde. Fakat her şeyin değişmesi gerekiyordu. Bir anda, öğrencilerin fikirlerine değer veren bir okulun, toplumu nasıl daha güçlü hale getirebileceğini düşündüm.

Öğrencilerin Sesini Duyurması Gereken Sistem

Birçok kez bu durumu düşündüm. Hani bazen, bir öğretmenin ders anlatış şekli sizi bambaşka yerlere götürür ya, işte öyle bir anda, kendimi sistemin içinde bir ses olmaya başladım. Öğrenci, sadece derse girip çıkan biri değil. Öğrenci, bazen sınıfta öğrendikleriyle çevresindeki dünyayı sorgulayan, bazen büyük bir değişim için umut taşıyan bir birey olabilir. Ama öğrencilerin fikirleri genellikle bir kenara itilmişti. Okul yönetimi, öğretmenler, belki de veliler, çoğu zaman öğrencilerin sesini duymazlardı. Ama ya duyulsaydı? Ya bir değişim başlayabilseydi?

Bence iç paydaş olmanın en önemli özelliği, sesinizi duyurabilmektir. Öğrenci, sadece “sistemden alınan bir şey” değil, “sisteme katkı sağlayan bir parçadır” da olabilmelidir. İç paydaşlık, bu denklemde öğrencinin sadece verilen bilgiyi almakla kalmayıp, o bilgiyi şekillendirebilmesi ve karar süreçlerine katılabilmesidir. Bir an, öğretmenim sınıfta bir soruyu sorduğunda, herkesin cevap vermek yerine susmasını isteseydi, biz öğrenciler olarak daha fazla düşünme fırsatı bulur muyduk? Bu gerçekten bir iç paydaşlık anlamı taşımaz mıydı?

Bir Umut: Öğrencinin Gücü

Günler geçtikçe, gözlerimdeki hayal kırıklığı kaybolmaya başladı. Belki de umutsuzluk içinde değildim, belki de henüz anlamadığım bir şey vardı. Bir gün, okulun etkinlikleriyle ilgili bir toplantı yapıldı ve bu toplantıya öğrenciler de katılmaya davet edildi. Bu bir dönüm noktasıydı. Öğrencilerin fikirleri alındı ve etkinlik programları buna göre şekillendirildi. O an, içimde bir şeyler değişti. Kendimi iç paydaş gibi hissettim. Sonunda sesimizin duyulduğunu düşündüm. Gerçekten öğrenciler, değişimin bir parçası olabilirlerdi.

Sonuç

Öğrenci iç paydaş mı sorusuna cevap verirken, aklımda hep şu var: Paydaşlık sadece bir takım haklardan ibaret değildir; bir ekosistem içinde yer alabilmek, düşüncelerinizi duyurabilmek, sistemin bir parçası olmak demektir. Öğrenciler, yalnızca eğitim sisteminin “verilen” kısmında yer almazlar, aynı zamanda o sistemi şekillendirebilecek güce sahiptirler. İç paydaş olmanın anlamı, bir toplumun, bir okulun, bir sınıfın birlikte büyüyebilmesi için fikirlerin değerli olduğunu kabullenmektir. O gün, Kayseri’deki sınıfımda, “öğrenci iç paydaş mı” sorusuna kendi cevabımı buldum. Ve belki de, sesimizi duyurmanın tam zamanıydı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
ilbet girişhttps://betexpergiris.casino/betexpergir.net