Kayseri’de Günler, Hastane Koridorları ve İçimde Birikenler
Dugu olarak bu yazımızda “Devlet hastanesinde temizlikçi ne kadar maaş alıyor” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Camdan içeri giren soğuk hava, insanın yüzüne hafifçe çarpar ve uyanmak istemeyen düşüncelerini zorla kaldırır yerinden. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı seviyorum; bazen kelimelerle kendimi toparlıyorum, bazen de kelimeler bile yetmiyor. İçimde bir şeyler hep eksik gibi ama adını koyamıyorum.
Son zamanlarda hayatımın en çok aklımı kurcalayan şeyi hastanede çalışan bir temizlik görevlisiyle tanışmam oldu. Çünkü o gün, sadece bir insanla değil, görünmeyen bir dünyanın içine de girmiş gibi hissettim.
Devlet Hastanesinin Sessiz Yüzü
Şehir hastanesine değil, eski devlet hastanesine gittim o gün. Koridorlar uzun, ışıklar biraz solgun, duvarlar yılların yorgunluğunu taşıyor gibiydi. İnsan kalabalığı içinde bir düzen vardı ama o düzenin arkasında sürekli bir yorgunluk hissediliyordu.
Onu ilk kez orada gördüm. Elinde paspas, yüzünde sessiz bir ifade… Hızlı hızlı çalışıyordu ama acele değil; alışkanlık vardı hareketlerinde. Sanki her gün aynı koridorda aynı duygularla yürüyordu.
Yanımdaki yaşlı bir hasta yakını, fısıltıyla sordu:
“Devlet hastanesinde temizlikçi ne kadar maaş alıyor?”
Soru havada asılı kaldı. Kimse yüksek sesle cevap vermedi ama herkesin kafasında aynı merak dolaşıyordu.
Ben de o an fark ettim ki, bu sorunun cevabı sadece bir rakam değil; bir hayatın ağırlığıydı.
Bir Günlük Gibi Başlayan Ama İçimde İz Bırakan O An
O gün annemi kontrole getirmiştim. Bekleme salonunda otururken gözüm sürekli o temizlik görevlisine kayıyordu. Adı sonradan Ayşe abla olduğunu öğrendim.
Her hasta kalktığında hemen gidip yeri siliyor, koltukları düzenliyor, çöp poşetini değiştiriyordu. Ama en çok dikkatimi çeken şey, hiçbir zaman şikâyet etmeyişiydi. Yüzünde ne büyük bir mutluluk vardı ne de derin bir mutsuzluk. Sanki hayatı olduğu gibi kabul etmişti.
Ama ben içimde farklı bir şey hissediyordum. Onu izledikçe kendime kızıyordum. Çünkü ben kendi hayatımda küçük şeylere bile fazla anlam yüklerken, o çok daha ağır bir yükün içinde dimdik duruyordu.
Devlet Hastanesinde Temizlikçi Ne Kadar Maaş Alıyor?
Bir ara cesaretimi toplayıp konuşmaya çalıştım. Yanına gidip basit bir soru sordum, önce hastaneyle ilgili bir şeyler. Sonra konu yavaşça maaşlara geldi.
Soru dolaylıydı ama aslında herkesin merak ettiği şeydi:
“Burada çalışmak zor mu?”
Gülümsedi. Çok kısa bir an durdu, sonra sanki alışık olduğu bir cümleyi tekrar eder gibi konuştu:
“Zor ama alışıyorsun.”
Sonra ben istemsizce sordum:
“Devlet hastanesinde temizlikçi ne kadar maaş alıyor?”
Bir an sustu. Gözleri koridorun ucuna kaydı. Sanki rakamdan önce hatırladığı şeyler vardı: gece nöbetleri, yorgun ayaklar, uykusuz sabahlar…
“Değişiyor,” dedi. “Ama genelde asgari ücretin biraz üstü. Bazen ek mesaiyle biraz artıyor.”
O an içimde bir şey düştü. Çünkü zihnimdeki emekle, söylenen rakam arasında büyük bir uçurum vardı.
Ben dışarıdan bakınca sadece bir temizlik işi görüyordum. Ama o koridorlarda, o sessiz adımlarda başka bir hayatın sürdüğünü yeni yeni anlıyordum.
İçimdeki Sessiz Çatışma
Okumaya Değer: Demirin hangi formu daha iyi ?
O an kendime dürüstçe şunu sordum: “Ben olsam dayanabilir miydim?”
Cevap veremedim.
Çünkü ben çoğu zaman küçük zorluklarda bile içimden şikâyet eden biriyim. Ama o kadın, hastanenin en görünmeyen yerlerinde, en zor anların içinde, insanların en savunmasız olduğu yerde çalışıyordu.
Bir hasta kusarsa temizliyordu, biri ağlarsa yanından sessizce geçiyordu, biri bağırsa bile işine devam ediyordu.
Ben ise hayatımda bir şeyler ters gittiğinde hemen içime kapanıyordum.
O gün fark ettim ki, bazı insanların hayatı sessiz bir mücadeleyle geçiyor. Ve biz çoğu zaman o mücadeleyi sadece “iş” sanıyoruz.
Gece Nöbeti ve Boş Koridorların Hikâyesi
Bir hafta sonra yine hastaneye gittim. Bu kez geceye denk geldim. Koridorlar daha farklıydı. Gündüzün kalabalığı yoktu ama sessizlik daha ağırdı.
Ayşe abla yine oradaydı.
Elinde temizlik arabasıyla yavaş yavaş ilerliyordu. Gece ışıkları altında her şey daha solgun görünüyordu. Sanki hastane bile uyumaya çalışıyordu ama başaramıyordu.
Yanına yaklaştım. Bu kez daha rahat konuşuyorduk.
“Gece zor olmuyor mu?” dedim.
“Zor,” dedi. “Ama insan alışıyor. En çok zor olan şey yorgunluk değil, görünmemek.”
Bu cümle içime oturdu.
“Görünmemek” dediği şey, aslında çok şey anlatıyordu.
İnsanlar hastaneye geldiğinde doktoru görüyor, hemşireyi görüyor ama çoğu zaman o koridorları temiz tutan insanları fark etmiyordu bile.
O an içimde hem bir hayal kırıklığı hem de garip bir saygı oluştu.
Kayseri’ye Dönüş ve Kendi Hayatıma Bakışım
Eve döndüğümde uzun süre sessiz kaldım. Günlüğümü açtım ama yazacak kelime bulamadım.
Kayseri’de hayatıma baktım. Ben ne yapıyordum? Ne istiyordum? Daha iyi bir iş, daha iyi bir gelecek… Ama bunların hepsi bazen çok uzak, bazen çok belirsiz geliyordu.
Ama Ayşe abla netti. Onun hayatı zordu ama tanımlıydı. Her gün aynı saatte başlıyor, aynı yorgunlukla bitiyordu.
Benimki ise sürekli bir arayıştı.
O gün ilk kez şunu düşündüm: belki de hayatta en zor şey, görünmeyen bir emeğin içinde var olmaktı.
Bir İnsan Olarak Değer Üzerine
Kendi kendime şunu sordum: Bir insanın değeri maaşıyla mı ölçülür?
Cevap basit değildi.
Devlet hastanesinde temizlikçi ne kadar maaş alıyor sorusu aslında sadece ekonomik bir soru değilmiş. Arkasında bir yaşam mücadelesi, bir sabır, bir dayanıklılık varmış.
Ve ben bunu hastane koridorlarında, paspas sesleri arasında öğrenmiştim.
İçimde Kalan Sessizlik
Aradan günler geçti ama o hastane hâlâ aklımda. Ayşe ablanın sessizliği, koridorların soğukluğu, insanların fark etmeden geçtiği o emek…
Bazen düşünüyorum, belki de hayat dediğimiz şey büyük olaylardan değil, böyle küçük ama derin anlardan oluşuyor.
Ve ben o gün, sadece bir hastaneye gitmedim.
Bir insanın görünmeyen dünyasına dokundum.
Umarız “Devlet hastanesinde temizlikçi ne kadar maaş alıyor” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Dugu ailesiyle kalmaya devam edin!